Akıl Oyunları

Üzerine düşünmeye değer …Akıl oyunları

“Cogito ergo sum!”yada Düşünüyorum, o halde varım! Descartes
Kafamızı karıştıran , zihnimizi meşgul eden düşüncelerimiz bazen bunaltıyor değil mi..Düşün, düşün nereye kadar? Hem varış nereye ki? Niye yapıyorum bunu kendime? İstemeden oluyor diyorsan okumaya devam 🙂
“İnsan günde 50.000 ile 70.000 arasında düşünce üretir” diye bir istatistik sonucunu yazıya dökülmüş halini ilk okuduğumda pek şaşırmamıştım doğrusu , çünkü en azından benim kafamın içi bu yoğunlukta olduğunu biliyordum. Hatta belli dönemlerde, özellikle üzüntü ve stres hallerimde, fena bir şekildeki -kısacası daha bile çok düşünce üretiyordu sevgili dimağım 😕 …O yoğun, yorgun zamanları bir hatırla, kafan allar bullak, başın dönüyor aklınca bayılma hissi ,zihnin kendi girdabında boğulurken, noluyor diyen gariban beynimizin iflas olmama mücadelesi…Herkesin bildiği bu -kesinlikle-bunaltıcı durumla nasıl başa çıkılır diye düşünmeye başlamamla beraber, kendimi yoğun bir öğrenme sürecinin içinde buldum. Okudum, eğitildim, kafa patlattım, öğretirken patlattılar, sonuç? Bütün her şey insanın içindeymiş….😮Ne yani, bu mudur?? Bunca kitap, ders, seminer, workshop, eğitim? Cevap olarak zihnimde yankılanan “evettt” kelimesi sadece… buymuş.
Halbuki Mevlana çoktan özetlemişti aslıda olayı:
“Sen düşünceden ibaretsin. Geriye et ve kemiksin. Gül düşünür, gülistan olursun. Diken düşünür, dikenlik olursun.” Diyor büyük usta.
Çok kimse anlamıyor muydu acaba? Benim gibi…?!
Dr. Mustafa Merter mesela. Beni çok etkileyen şu ifadeyi kullanmıştır“ İnsan dokuz yüz kattır”…. Ama anlamı nedir ki bu sözlerin , nasıl yani ? Hep güzel şeyler mi oluyor hayatta sanki? Hayır…Olmuyor tabiki. Çünkü hayat da insan da yaşayan her şey de olduğu gibi, olumlu ve olumsuz enerjiler barındırır.
İnsan hem çok basit hem çok karmaşık bir yaradılış .
Düşünce gücü, kuantum mekaniği, matrix enerjileri veya hangi teoriye bakarsan bak, temelde benzer tespitler göreceksin. Kısacası; Düşünce çok güçlü bir enerjidir, seni sen yapan hayatını yönlendiren, sana hayatınla ilgili kararlar verdiren bir sistemdir aslında. Kaderini oluşturan bir enerjinin varlığını düşün. Beyinde seçenekler oluşturan bu sistem , sana da düşünceyi seçme hakkını tanıyor aslında, elle istemediğini diyor, sana iyi geleni tercih et ! Belki bazılarınız zor zamanları kolay atlatıyor , ama ben yine de , değerli bir danışman psikologdan öğrendiğim ve böyle zamanlarda uyguladığım düşünce derleme tekniğimden biraz bahsetmek istiyorum. Bakarsın işine yarar, belli mi olur;) Şimdi gelelim uygulamaya: Mutsuz, stresli veya üzgünsün ve haliyle bu durumdan kurtulmak istiyorsun , gözlerini kapatarak zihninde bir “konteyner” yaratmanı istiyorum sözler ile başlatmıştı süreci sevgili danışmanım, sen de dene yani kendi zihninde var et, büyük olsun , üstünde de otomatik kapanan bir kapağı olsun . Onu istediğin bir yere konumlandır. Yeşil bir alan olur, işlek bir cadde, meydan, gökyüzü vb. Şimdi… İstemediğin, seni rahatsız eden veya çözümü o anda olmayan tüm düşüncelerini “sihirli bir çöp poşeti”( onu da sen yarattın) yardımıyla veya başka istediğin her hangi bir obje (sihirli değnek, ufo, ışın…) ile hızlıca zihninde topla. Harita tarar gibi zihnini tara. Topladığın bu negatif düşünce yığını o konteynere at, üzerini de tekrar açığa çıkmasın diye “konteyner kapağını”hızlıca kapat. O an çözemediğin bütün negatif düşünceleri o konteynerde hapset kısacası . Uygularsan dediğimi, aklının çok daha berraklaşacağını fark edeceksin. Her şeyin bir zamanı var dediğimiz olay da bu aslında. Beyninin anlık çözemediği, seni bu sebeple de yoran her şeyi zihninde döndürüp dolandırıyor. O negatif düşünceleri yok ettiğinde, beyinin en azından uzunca bir süreliğine rahatlar, hafiflediğinde yada çözüme daha aktif bir sürece geçince de otomatik olarak “sorun” diye nitelendirdiğin düşünceyi “çözüme”alır. Tekrar mi oluştu kafanda , tekrar konteynere hapset. Gün içinde defalarca yap gerekirse. Zamanla negatif düşüncenin gücü azaldığını ve doğru zamanda çözümlendiğini fark edeceksin. Çocukken farkında olmadan ve doğal olarak yaptığımız olaydır aslında. Dikkat edersen, çocuklar bizim gibi zihin karmaşası yaşamaz hiç. Çünkü beyin bunları sistematik olarak yok eder. Doğal bir proses aslında. Büyüdükçe karmaşıklaşıyor sistem ve başa çıkmaya zorlanmaya başlıyoruz. Bir yöntemdir benimki , zamanında değerli bir hocamdan öğrendiğim ve hala daha kendimde uyguladığım:)
Başka bir çok seçeceğimiz var elbette, mesela başka bir seçenek de yazı yazmak olsun. Terapidir, ruhu rahatlatır. Bunun için profesyonel olmak gerekmiyor. Bazen kimseyle paylaşamadığın bir düşünce, duyguyu kaleme almak, ruhunu ve zihnini rahatlatabilir.
Sevdiğim bir insan “Yazı yazmak beyin kusması gibidir, rahatlatır demişti , kesinlikle doğru bir sözdür 😊 Cemal Süreya’nın “Hayat kısa, kuşlar uçuyor….”sözleriyle de yazımı bitirip
çok da düşünmeyelim, hayatı yaşayalım diyorum kısacası ,ne dersiniz:) Sevgiyle ,sağlıcakla ,mutlulukla kalın

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

You may also like...

Bir Cevap Yazın