Ayla

Filmin konusunu bir çok yerde bulabileceğiniz için ben daha çok filmin bir izleyicide bıraktığı etkiden bahsetmek istiyorum; öncelikle Süleyman’ın benzin döküp bir tabur Çinli askeri öldürdüğü sahne hariç ki burada teknik ekibe seslenmek lazım e be film uzmanları, o kadar masrafla ayakları üzerinde bir film yapmışsınız o sahne için hiç mi yardım alacağınız kimse yoktu? O kadar benzini yol boyu dökeceksin ve Çinli askerler de “Ula buraya benzin döktüler gidip kendimizi oraya atalım mı diyecekler?”

Neyse film genel olarak farklı bir konuyu işlediğinden ve günümüzde insanın bırakın birine yardım etmeyi gözünü oymak için pusuda beklediği bir toplumsal ortamdan izlenince, savaşta bir subayın kimsesiz kalmış bir çocuğu sahiplenmesi insanı sarsıyor bir defa; hele bu filmin gerçek bir konuya dayanmış olması da ilgiyi bir doz daha arttırıyor. 1950 lili yıllar olduğunu insanın makinalara yenilmediği, sol yanında bir cevher taşıdığının altını da çizmek gerekiyor.

Konuyu ilk duyduğumda “Yahu arkadaş hadi o dönemde ayrıldınız sonra neden birbirinizi bulamadınız?” diye sormuştum o soruyu da film güzel cevaplamış. Yani bir sahne hariç filmin ayakları yere basıyor ve ” Gözlerin hala kuru, böyle olacaksa izleme beni “der gibi ha bire cebindeki mendili işaret eden bir özelliği var ve  oyuncular çok iyi.

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

You may also like...

Bir Cevap Yazın