Hamurabi’den günümüze bir serüven

Bu gün adli yılın açılışı; hukuk sistemi bekleyen yüz binlerce dava dosyası ile cebelleşecek, bir ülkenin toplumsal düzeninin en iyi şekilde devamı için mutlak süretle gerekli bir toplumsal ihtiyaç; sadece bu gün değil tarihler boyu önemi hep hissedilmiş bir köşe başımız, olmazsa olmazımızdır. Kırılma noktalarında toplumun canının yanabileceği, doğruculuğun en elzem olduğu bir alandır. Bir hakimin,savcının, avukatın işi, bir doktorun hastasının vücudunda ameliyat aracını unutma, hastanın hayatını riske koyması kadar ince ayarlara ihtiyaç duyar. Toplumu önemsediğini göstermeye çalışan her uygarlık önce hukuksal yanının tarafsızlığını, toplumun, bireyin ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğunu göstermeye çalışmıştır, Avrupa’yı çağdaş bir kıta haline getiren beyin göçlerinin duruğı yapanda daha çok budur.

Hukuk kanunlarının miladını Hamurabi kanunları ile tanımlarız fakat Ur kralı Ur-Nammu’nun kanun kitabı (milattan önce 2050), Eşnunna kanun kitabı (M.Ö. 1930), ve İsin’li Lipit-İştar’ın kanun kitabı (M.Ö. 1870) hukuk kurlalarının gelişip bu güne gelmesinde öncülük yapmış fakat gerçek başlangıcı Hamurabi kanunları yapmıştır.

Babil kralı Hammurabi’nin (M.Ö. 1728 – M.Ö. 1686) çeşitli meselelerde verdiği kararlar, “Babil’in koruyucu tanrısı Marduk” adına yapılan Esagila Tapınağı’na dikilen bir taş üzerine Akatça dilinde yazılmıştı. Hammurabi, kendisine bu kanunları yazdıranın “Güneş Tanrısı Şamaş” olduğunu söylemiştir. Dolayısıyla kanunlar da tanrı sözü sayılıyordu.Arkeolog Jean Vincent Scheil’in 1901’de Susa, Elam’da bulduğu (bugünkü Huzistan, İran) ve Fransa’ya taşıdığı Hammurabi Kanunları’nın yazılı olduğu stel, Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir. Yaklaşık iki metrelik silindirik bir taşın üstüne çivi yazısı ile yazılmış olan kanunlar, tam 282 maddedir, ancak bu maddelerin 30’u (madde 66-99) şu anda okunamayacak durumdadır. 13 sayısı uğursuz sayıldığı için 13. madde yazılmamıştır.Hammurabi-manset

Bir kaç ilginç yasasını paCode-de-Hammurabi-1ylaşayım;

  • Bir doktor operatör, bıçağı ile derin bir yarık açarsa ve onu tedavi ederse ya da bir operatör bıçağı ile (gözün üstünde) bir tümörü açarsa ve gözü kurtarırsa on şikel alır.
  • Bir kavga sırasında bir adam, diğerine vurur ve onu yaralarsa ve daha sonra “Onu kasıtlı olarak yaralamadım.” diye yemin ederse doktorların masrafını öder.
  • Bir adam çocuğuna bir sütanne tutarda çocuk onun ellerinde ölürse ve sütanne anne ve babaya haber vermeksizin başka bir çocuğu emzirirse onlar sütanne haber vermeksizin başka bir çocuğu emzirmekle suçlayabilirler ve onun memeleri kesilir.
  • Bir baba, kızını Babil’in Mardi’sinin karısı olarak adarsa ve ona hediye ya da bir tapu senedi vermeyip ölürse kardeşlerinden babasının evindeki mirastan bir çocuğun payının 1/3’ünü alır; ancak, Marduk onun malını kime dilerse ona bırakabilir.
  • Eğer bir oğul babasına vurursa onun elleri balta ile kesilir.

Örneklerden de anlaşıldığı gibi Hamurabi kendi yönetimini güçlendirmek, toplumda oluşabilecek kargaşayı en aza indirmek için bazıları oldukça katı cezalar içeren kanunlar yapmıştır. Ne yazık ki günümüzde hala bazı ülkelerin hukuku bundan çokta öteye geçememiştir.

Gelişen toplumsal yapı içinde hukuk yasaları da kendini değiştirmek zorundadır. Hamurabi kanunlarında çokça geçen “Kolunu kes, burnunu kes, ayağını kes” gibi yaptırımlar, hukuk kanunlarının gerekliliğini ortadan kaldırır. Bireyin kendini savunma hakkını zirveye taşıyan hukuk sistemi yanına eğitilmiş bir toplum yapısını aldığında çağdaş yaşamımız kendini zirveye taşır. En tarafsız olması gereken alanlardan biridir.

01.08.2016 Adli yılımızın açılışı hayırlı olsun…

 

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

You may also like...

Bir Cevap Yazın