Para ne için kazanılır?

Ekonomide temel bir öngörü vardır; insan ihtiyaçlarını gidermeye programlanmıştır ve bu ihtiyaçları basitçe; beslenme, barınma ve güvenlik şeklindedir.

Dikkat ediyor musunuz ultra zenginlere ihtiyaç bir türlü bitmiyor; bir insanın 35 milyar dolara sahip olması ne demektir yahu; üç mirasçısının olduğunu düşünün bu para onların torunlarına torunlarına yeter.

Bu durumda olan biri hala işçisinin alacağı ikramiyeyi, maaşı, kıdem tazminatı gibi şeyleri ve devlete nasıl daha az vergi vereceğini düşünür durur zavallı.

Bir öykü vardır; üç tüccar bir geceye davet edilirler ve gece boyunca sofralarında kuş sütü eksik bırakılmaz sonra tüccarlar faytonla evlerine bırakılacaktır; bir tüccar faytona uzanıp gökyüzünde ki yıldızlara bakar ve şişik göbeğini tutarak ” Ah şu yıldızlar ve ay bir hoşaf oluştursa da içsem” der ve anında patlar.

İnsan doyumsuz yani öyküde de anlatıldığı gibi; pekiyi de daha çok neden biliyor musunuz? Onlar artık ölümsüzlüğü satın almanın hazırlığını yapıyorlar psikolojilerinde . Sonra bu kadar sıkıntı stres bir gece bir baskı yapıyor; kalp isyan ediyor, beyin isyan ediyor; ataaaaaa, büyük bir ihtimal sorguda” Ulan hıyar sana ihtiyaç karşılama dürtüsü verdim diye neden cılkını çıkarıp kentlerin bütün yeşilini katledip bina diktin” diye kükreyecektir.

Bu yazıdan benim sermaye karşıtı olduğumu anlamayın; tam tersi sosyal ekonominin bir ülke için olmazsa olmaz olacağına inanıyorum. Bu nedenle Ali Koç’un havada kalan feryadı tam yerindedir ve İskandinav ülkeleri bunu anlayıp çoktan sosyal liberal bir ekonomi tarzını benimsediler, yani “Hep ben kazanırsam olmaz, birlikte kazanmalıyız” düşüncesiyle…

 

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

You may also like...

Bir Cevap Yazın